5/12/2009 - SAĞLIKTAKİ HİZMETLERİN ÖZELLEŞMESİ SON DERECE YANLIŞTIR |
Değerli arkadaşlar,
Sağlık hizmetlerinde yapılan özelleştirmeler GERÇEKTEN Çok yanlış! Hem de çok, çok yanlış… Yanlışlığını işte yaşayarak görüyoruz.
Devletin kurumundaki işi özele devredeceksiniz, bakın karşınıza neler çıkıyor? Özellikle SAĞLIK alanındaki işler…
Hastane, Üniversite Hastanesi, Sağlık müdürlükleri, Sağlık ocakları gibi, Milli Eğitim, Askeri alanlar, Emniyet teşkilatı gibi, adliye gibi yerlerde verilen işler ve hizmetler özelleştirilir mi? Buralar stratejik önemi olan, aynı zamanda insan hayatı yani yaşam ile ilgili çok önemli yerler. Yani… Yanisi şu…
Siz hastanede temizlik işini müteahhide vereceksiniz, yemek pişirme ve servis yapma dağıtma işini de müteahhide vereceksiniz, yine bilgi işlem ve faturalandırmayı da müteahhide vereceksiniz, Güvenliği de, röntgen çekimi, emar (mr) , tomografiyi de.. Sonra ne bekliyorsunuz siz o kurumdan?
Yolsuzluk, hırsızlık, suiistimal, ırza tasallut, zor kullanım, kaba tavırlar, nahoş olan tüm pislikleri seyredeceksiniz. Öylede oluyor.
İşte gazetelere gün geçmiyor ki hastanın ırzına geçilmesin, yada cinsel taciz olayı olmasın. Kim yapıyor?Özele verilen işlerde çalışan devlet tarafından parası ödenen, temizlikçi, güvenlikçi, bilgi işlemci v.s….
Bakın Gazetelerde görüyorsunuz, Hastanede temizlik işçisi ırza geçiyor, tecavüz ediyor…. Bakın Yemekten zehirleniyorlar…. Bakın güvenlik görevlileri her gün birini haksız yere dövüyor, sövüyor, darp ediyor… Bakın tomografi emar (MR) gibi önemli yerler sivile yani müteahhide verilmiş oralarda acayiplikler dönüyor. Bakın faturalandırmalardaki abartı ve yalan dolana..
Bunlar bir kenara, devletin gizli diye bir bilgi ve belgesi kalmadı. Çünkü devletin içinde şu an özel sektör görev yapıyor ve her belge bilgi ellerinde.. Birde bunların elemanlarını resmen müdür sekreteri, Başhekim sekreteri, personelde yazı işlerinde evrakta değerlendirme, şoför yapma, yardımcı elaman gibi garip anlamsız uygulamalar var. Yazık ediyorsunuz bu devlete. Yazık ediyorsunuz, bu millete…
Hem vatandaş olarak verdiğimiz vergiler çarçur oluyor, hem sağlıklı hizmet üremiyor.
SİZE ÖNEMLİ BİR AYRINTI VEREYİM…
BİR KAÇ GÜNDÜR yurdun değişik yerlerinde yemekten toplu zehirlenmeler var. Genellikle öğrenciler. Niye? Ucuz, sıhhi olmayan yemekten dolayı. Kim ne derse desin. Kalitesiz, at, eşek eti, it köpek eti, kedi eti yedirirlerse olacağı budur,. Gidin bakın devletin kurumlarında çıkan yemeklere. Özelleşmiş yerlerde kalitesiz, ucuz, steril olmayan koşullarda yemekler. Çünkü bu yerlerin çoğunda üç kap yemek maliyetinin altında veriliyor… Bu mümkün mü? Nasıl verilir? Çalmadan, işe hile katmadan verilmesi mümkün değil. Denetleyen yok.
Aslında var da, işine gelmiyor. Onunda işine bu iş geliyor. Böyle olacak ki, o da oradan nemalanacak. Nasıl çarpacağının peşinde olduğundan, milletin yediği içtiği, zehirlendiğini düşünüp denetim yapmıyor. Cebine girene bakıyor. Yazık günah. Artık devlet uyanmalı.
Bu özelleşen hizmetleri durdurmalı. Kendi işini kendi memuru, elemanı ile yapmalı.
Zor değil. Özele kar vereceğine, kendi elemanına maaş ver. İş ekmek kapısı sağla, disiplin altına al. Bu çok mu zor?
Bakın arkadaşlar biz ÖZEL sektöre karşı değiliz. Özel sektör hastane kursun, sağlık hizmeti sunsun. O ayrı bir olay.
Biz Üzerinde DEVLET tabelası olan kurumda verilen hizmetlerin, alınan hizmetlerin özelleşmesinden bahsediyoruz. Özellikle de SAĞLIK alanında. Hastaneler başta olmak üzere Sağlık’daki her alan. Burada devlet adına sunduğunuz hizmeti neden özelleştiriyorsunuz? Hastaya verdiğiniz yemeği neden özelleştiriyorsunuz? Güvenliği neden özelleştiriyorsunuz? Temizlik ve bakımı yapacak olan hizmetlilik sektörünü neden özelleştiriyorsunuz? Size gelir getiren, paranızın tahsilatının yapıldığı yer olan bilgi işlem ve faturalandırmayı neden özelleştiriyorsunuz? Özelleşince çok daha iyi hizmet mi geliyor? Aksine gelmiyor. Yemekten zehirlenme. Güvenlikçinin dayağı. Temizlikçinin ırza tasallutu. Faturalandırmada erkeğe hamilelik testi, kadına babalık testi çıkıyor. Abartı ve yalan dolan çıkıyor. Yaşıyoruz bunları. Münferit olaylar demeyin. Ameliyathanede temizlik firması elemanı çalıştırılıyor. Bu işin ortadan kaldırılması lazım... Üstelik bu hizmetleri sunanlar babalarının hayrına sunmuyor. Bunlara birde kar marjı verilmiş. Üstelik birde suiistimaller oluyor. Vurgunlar oluyor. Bir bakıyorsunuz çete mete işi ile onlarcası gözetim altına alınıyor. İhaleye fesat karıştırmaktan tutunda, neler dönüyor neler. Bu işin düzeltilmesi lazım… Hem de acilen. İlaç fiyatlarını aşağı çeken devlet, Muayenehaneyi kapat gel döner sermayeyi fazla al diyen ve performans sistemi getiren devlet, önce bu oluk oluk akan paranın önüne geçsin. Hizmetleri kendi elemanı ve kadroları ile yapsın. Bakın ne kadar kara geçecek. Trilyonlar akıp gitmeyecek ceplerinde duracak. Ama tabi denetlemez ise, takip etmez ise, her yerde yolsuzluk ve olumsuzluk devam edecektir. Önemli olan herkesin görevini görevinin gerektirdiği bilinç ve şuur içinde onuru ile yapmasıdır.
Değerli arkadaşlar,
Sağlıkta üzerine basarak söylüyorum, YEMEK – TEMİZLİK- BİLGİ İŞLEM VE FATURALANDIRMA – GÜVENLİK- TOMOĞRAFİ- EMAR (MR) GİBİ HİZMETLER ÖZELLEŞME-ME- Lİ. Bu özelleşmeler çok acilen DURMALI. Bu işin önüne geçilmelidir. Yolsuzluk da bitecektir, usulsüzlük de, nahoş davranışlarda, ırza tasallut da, tecavüzde, sorumsuzluklarda. En önemlisi, büyük bir maddi kayıp önlenecektir.
Değerli arkadaşlar,
Salık da eskiden saymanlıklar kendi elinde idi. Şimdi Maliye Bakanlığına bağlı. Dolayısıyla Para ödemelerinde Başhekim, Müdür ve Sayman üçlüsünün demesi ile işler yürümüyor. Artık bir Maliye ayağı var ve sıkı bir denetim var. Eskiden bu olmadığı için adam kayırma, kendi adamını kollama, istediğini istediği gibi ihaleler ile zenginleştirme kolaylığı var idi. İşte o zaman bu özelleşmeleri hızla yapıp her gelen giden kendi adamına verdi. Şimdi ihale yasaları değişti. Ayrıca Ödeme şekli değişti. Saymanlıklar Maliyede. Çok şey değişti. İşte diyoruz ki, bu özelleşme işi de kalkmalı artık. Gereksiz yere bu işler için özel sektöre para akıtmanın bir anlamı yok.
Saygılarımla.
MUSTAFA GÖKTAŞ
İKTİSATÇI
ÇEVRE VE TÜKETİCİ HAKLARINI KORUMA DERNEĞİ (ÇETKODER)
GENEL BAŞKANI
mustafagoktas006@gmail.com
|
| Bağlantı |
5/12/2009 - MERSİN İYİ İDARE EDİLMİYOR... |
İşte size karakol açılımı..
Mersin polisi düzgün çalışmıyor!
MERSİN İYİ İDARE EDİLMİYOR...
NE YAPMAK LAZIM?
Bu yazıyı daha önce yazacaktım. Hatta farklı bir şekilde yazdım ama yayınlamadım. Kısmet bugün ele almakta imiş. Yazıyorum. Nerede O Eski Hüseyin Çapkın, Hasan Özdemir dönemleri? Mumla ararsınız. Asayiş olayları artmış, polis sadece araçlara ceza kesmeyi, kasksız motor almayı görev bellemiş.
Arada bir uyuşturucu satanlar yakalıyorlar.
Arada bir çek senet tahsilâtçısı deyip, faizcilik çetesi deyip bir iki basın açıklaması ile vaziyet idare ediliyor.
Oysa Mersin giderek gelişen ve buna paralel sorunları da büyüyen kent.
Mersin Valisi konağı ile valilik binası arasında gidip geliyor ara sırada protokol görevlerini ifa ediyor ve bakan karşılayıp bakan uğurluyor.
Mersin trafiği felç…
Kaldırımlar işgal altında. Özellikle Silifke Caddesi Eski öğretmen evi ile yoğurt pazarı olarak bilinen yerde millet aracını sağlı sollu park yaptığı yetmiyor gibi kaldırıma çıkartıyor. Şikâyet edeceksiniz ki trafik gelip işlem yapacak, yoksa yok…
Okulların önü ayyaş berduş doluyor, çocuklara uyuşturucu satmaya yeltenenler gırla gidiyor, tinerci balici geceleri çift mesai yapıyor. Sokak aralarında aşırı hız yapan serseriler arttı. Barlar ve müzikli içkili restoranlar konu komşu dinlemiyor gece yarılarına kadar milleti gürültüden rahatsız ediyor. Ama kimin umurunda… Kırk kere arayacak şikâyet edeceksiniz ki, ilgilisi ilgilensin.
Mersin’de asayiş nanay..
Mersin’de sahilde çirkin bir yapılaşma var.
Artı deniz kenarı işgalleri var.
Haklarında yıkım kararı olan bir TENİS kulübü ile Viranşehir Taşkıran tesisleri bir türlü kaldırılamıyor, yıkılamıyor…
Valimiz ise ÇEVRECİ insan hak ve hukukuna saygılı vali..
Böyle demiş bu gün.
Biliyorsunuz KARAKOLDA DAYAK mevzu tv lere, internete, basının manşetine düştü, iki polisi açığa alıp olayı kapatıyor sayın vali.
Oysa görüntülerde iki polis değil, orada bulunan hepsi paldır küldür adamları dövüyorlar.
Sorarım o adamlar ne yaptılar? Onlar dağdaki terörist mi? Gerçi hoş, bizimki de laf mı? Dağdaki terörist olsa bunu yapmazlar. Bakın sınırda mahkeme kurulup adamlar şenlikler ile karşılandılar. Bu çocuklar ruhsatsız silah taşımışlar, tehlik3li araç kullanmışlar. Tamam suç. Kabul ettik. Kimi öldürmüş, yâda o karakolda kime tokat atmışlar? Görüntüler açık. İtiraz ediyor konuşuyor. Sizin polis olarak dövme, darb etme hakkınız var mı? Neredeyse toplu linç edecekler. Yerdeki adama tekme atıyor.
Bunlar basına yansıyınca ÇEVRECİ VE İNSAN HAKLARINA saygılı vali (!) 2 polisi açığa aldık diyor.
Bak sen…
Daha önce ne yaptınız?
O görüntüler sizde kayıtta değil mi?
Niye işlem yapmadınız da, basına yansıyınca işlem yapmaya başladınız?
Geçin bunları.
İnandırıcı değil.
Mersin’de PKK yandaşları daha çok değil iki gün öncesine kadar karakola Molotof atabiliyorsa ve aynı karakola ikinci kez aynı günde saldırıyorsa, bir gün sonra polisin aracını ateşe veriyorsa, orada polisin zafiyeti vardır. Orada İdarenin zafiyeti vardır.
Mersin öyle kolay bir memleket değildir. Küçük İstanbul’dur. Burada biz ne Vali ve Emniyet müdürleri gördük.
Ama idarede hiç bu kadar boşluk görmedik.
Mesai saatleri çıkışlarında vali ile Emniyet müdürü evine giderken ve gelirken trafikçiler kavşakları alıyor ve görünüyorlar. Sonrası yok.
Seyyar satıcılar daha 3 yıl önce tamamen temizlenmişti.
Ne oldu da şimdi cırıt atıyorlar, sokak ve caddeleri işgal ediyorlar?
Çöp toplayan görüntüsünde gece hırsızlar ortaya çıkıyor.
Millet saat 21.oo dan sonra sokağa çıkmaya korkar oldu.
Ne oluyoruz?
Nereye gidiyoruz?
Birde kalkıp biz bu şehri çok iyi idare ediyoruz, her şey süt liman, çok güzel, eleştirenlerde kendine baksın demezler mi?
Valla biz kendimize baktık, eğri bir taraf bulamadık.
Ama Mersin’in idaresinde, asayişinde, karakolunda, trafiğinde, kamu kurum ve kuruluşlarında oldukça çok eğrilik var.
Örneğin Kadrosu olmadığı halde Devlet hastanelerinde vekâleten müdür yardımcılığı bolluğu yaşanıyor.
Üstelik hiç birinin yasal hakkı da değil.
Arkalarına almışlar AKP li vekili ve üst düzeyi, arkadaşlar müdür yardımcılığını vekâleten yıllardır yürütüyorlar.
Kadro fazlası olduğu halde….
Bu sadece orada…
Peki ya başka yerlerde?
Sonra geleceğiz.
Şimdilik bu kadar…
Ancak bilesiniz ki Karakolda ayna değil dayak var. Ama işin kötü tarafı birde kayıtta olan kamera var. Hayret nasıl olmuşta o kayıtlar yok edilmemiş….
Bekleyeceğiz…
Bakalım Vali ve Emniyet müdürü için yukarısı ne diyecek?
Saygılar…
MUSTAFA GÖKTAŞ
İKTİSATÇI
ÇEVRE VE TÜKETİCİ HAKLARINI KORUMA DERNEĞİ (ÇETKODER)
GENEL BAŞKANI |
| Bağlantı |
15/11/2009 - ÜLKENİN GİDİŞATI VE AZ MUHTEREMLER ! |
|
Türkiye hiç hoş olmayan olayları yaşıyor. Yüce Meclis çatısında ABSÜRT kavgalar. Gereksiz haykırış ve nidalar. Faydasız çabalar. Argo laflar, haysiyet incitici davranış ve tutumlar. Hiç yakışmıyor. Hiç birine, hiçbir söylem yakışmıyor. Hangi partiden olursa olsun. Hoş değil.
Neyse…
BAŞSAĞLIĞI VE ALLAHTAN RAHMET DİLİYORUM
Şimdi www.haberanaliz.net ‘ e girdim ve Anadolu Ajanstan düşen bir haberi okudum. İzmir Çiğli Belediye Başkanı Ensari Bulut ağabey’in yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak vefat ettiğini derin bir üzüntü ile öğrendim. İyi insandı. En son telefonla görüştüğümde umutluydu. Mekânı cennet olsun. Nur içinde yatsın. Ailesinin ve yakınlarının acılarını paylaşırım. Başları sağ olsun. Başımız sağ olsun. Allah rahmet eylesin. Bir güzel insanı daha kaybettiğimizin altını çizmek istiyorum.
TÜRKEŞ LEYLA ZANA’YA NE DEDİ?
İki gündür bu konu kaynatılıyor. Ne dediyse dedi, şimdi mi aklınıza geldi? Ne diyor muhterem bir büyüğümüz? Dün dündür bugün ise bugündür… İşinize bakın. Sizin işiniz gücünüz yok mu? Ne böyle kaydır kuydur mevzularla uğraşıyorsunuz? Kızım mı demiş. Lazım mı demiş, ne demişse demiş. Hiç de milletin umurunda değil. Sonuca bakın…
TEVFİK DİKER VE YAZDIKLARI..
Adam yıllardır yazıyor. Hem de yazdıklarında gram sapma yok. Ben bu adamı yıllardır takip eder okurum. Yeğenim Batu’ya onun yazdığı bir dizi köşe yazısını verdim. Bak adam aynı şeyleri 15 yıldır haykırıyor dedim. Sevmezler. Doğru her zaman eğri kişilere batar. Tevfik beyin yazıları da hep batmıştır. Ama adam doğru yazıyor. Bakın bugüne kadar HABERANALİZ haber hattında o ne yazdı ise 1- 2- 3 ay sonra gündemde o konu ortaya çıktı. Yâda bir konuyu işaret etti, 1 – 2 gün sonra utanmadan aynı konuyu başkaları irdeledi ama Tevfik beyden hiç söz etmediler. Etmesinler. Onun yazıları arşivde duruyor. Bakın bugünkü yazısına. Telefon dinleme rezaletini gündeme taşımış. Hem de yıllar evvel. Ve bu gün diyor ki, ben o zaman sorduğumda ve üstüne düştüğümde örtülmeyip üzerine gidilseydi bunlar azıp bu gün YARGITAYAI da dinlemezlerdi diyor. Doğru diyor. Ama o doğruyu Diker söyleyince bunlara batıyor. Vallahi DİKER bu kardeşim (!) Diker… Hem yukarı doğru diker, hem aşağı doğru diker… Bilmem anlatabildim mi, Siz yinede Diker’i takip edin. Dikil-mekten iyidir.
ÇİÇEK OLAYI
Albay Çiçek olayı KABAK tadı verdi. Al bırak, Al bırak… Aç kapa aç kapa artema reklâmını hatırlattı. Adam suçluysa al içeri bırakma. Suçsuz ise alma. Ayıp oluyor. Böylece yargı yıpranıyor. Hoş olmuyor. Ne oluyor kardeşim? Milletin midesi de kafası da bulandı. Yapmayın böyle şeyler. Hepimizin yargıya ihtiyacı var hem de adil, tarafsız yargıya.
KART BORÇLARI
Üstüne basa basa defalarca yazdım ve söyledim. Gidişat iyi değil. İyi diyene bakın onun işi iyi. Başkasının ki değil. Ülkede Bu yılın ilk ayından bu yana 178 bin iş yeri kepenk kapayıp iş terk etmiş ise nerede bu iyilik anlayamadım. Ben söyleyeyim size. İyi bir durum yok. Nakit sıkıntısı hat safhada… İşlerin açıldığı filan yok. Kredi kartına sarılanlar yandı. Milyona yakın kişi borçlarını ödeyemeyip felakete düştü. Sözde bir taksitlendirme ve borçlandırma getirdiler. İleride bir bomba daha patlayacaktır. Taahhüt edip ödeyemeyenler bombası. Bunların çoğu tutuklanacaktır. Görün bakın. Çünkü gelirde değişme yok, gider her gün artıyor. Yeme içme diyorlar. Be kardeşim yemeyelim içmeyelim Abuzuttin gibi duralım. Sonuç? İki gün sonra geberelim. Amaç bu mu? Bu yeni bir nüfus planlama metodu mu? Ayıp ya. Siz yiyecek içecek lokmanın kallavisine vuracaksınız, millete de yemeyin içmeyin nasihati yapacaksınız. Yazık bu millete, bunları hak etmiyor. Ekonomik gidişat iyi değil. Açlık, yokluk insan yaşamını her açıdan tehdit ediyor. Ahlaki erozyon oluşuyor. Buda insanlığı yok ediyor. Biz insanız ve insanca, uygarca yaşamak istiyoruz.
SAVRULUN ŞENER GELİYOR (!)
Bu başlığı atmış bizim çocuklar. Şener geliyormuş. Gittiğ yerlerdeki kalabalıklara bakıyorum elle tutulur, gözle görülür bir kalabalık yok. Nasıl geliyor anlayamadık. Bizimkilerde abartmış. Savrulun geliyormuş. Yav Batu, sanki öyle büyük bir rüzgâr estirmişte diğerlerini savurup atmış gibi başlık atmışsınız. Geçin bu işleri yavrum. Önümüzdeki günler Şener’in filan değil. Diker’i iyi takip edin. Bakın yine yakaladı o ince detayları. Yazılarını dikkatle okuyun. Bugün dünyanın coğrafyasında değişik senaryolar üretenler, ortaya çıkanların hiç birine geçit vermezler. Hesaplar ince ince Yasemince… Sen Tevfik ağabeyini iyi oku Batu… İyi anla… Akın diyor kakın anlıyorsun. Olmadı.
MESUT YILMAZ’DAN NEDEN SES SEDA YOK?
Geçmişte Başbakanlık yapmış. Bağımsızdan seçilmiş gelmiş. Partisi ANAP’ kapatıp gelmiş DP ‘li olmuş. DP’nin tek vekili o. Mecliste hiç konuştuğunu gördünüz mü? Hadi bundan önceki 2 yılı unuttuk. Ya şimdi Açılım maçılım konuşuluyor. Eski bir bakan, Başbakan olarak söyleyecekleri yok mu? Niye sus pus oturuyor? Anlayan çözen var mı? Hayret bir şey ya…
KUŞTAN KORKAN DARI EKMEZ MİŞ….
Bak sen Bülent bey’e… Gene inciler döktürmüş… Muhalefete inceden giydirmiş ardından da kuştan korkan darı ekmez demiş. İyide be Bülent bey, Gürültüden korkan da trene binmez. Şimdi kalkar onlarda size böyle cevap verirse ne yapacaksınız? Yeni bir lakırdı bulacaksınız. Eminim. Kayıkçı kavgaları hiç bitmez. Kardeşim birbirinizle didişeceğinize ülkenin açlık, yokluk, işsizlik, eğitim, sağlık gibi ana sorunlarını nasıl çözeceksiniz şunlara kafa yorun. Gerisi gıygıdı…
Neyse bu günlük bu kadar… Laptop tan, yatakta ancak bu kadar yazabildim. Hemşire geldi, başımda asistanım Dr.Suna ile beraber vızıldayıp duruyorlar. Kalın sağlıcakla. Barış, huzur ve mutluluk diliyorum

MUSTAFA GÖKTAŞ
İKTİSATÇI
ÇEVRE VE TÜKETİCİ HAKLARINI KORUMA DERNEĞİ (ÇETKODER)
GENEL BAŞKANI
mustafagoktas006@gmail.com
|
| Bağlantı |
8/11/2009 - 25 BİN FİDAN 25 İLDE MEVLİT |
Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER)’den 10 Kasım Atatürk’ü anma vesilesi ile bu yıl diğer yıllardan farklı olarak bir dizi etkinlik ile kutlayacaklarını dile getirdiler. ÇETKODER Genel merkezinden yapılan açıklamada: “Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmet ile minnet ile anıyoruz. Nur içinde yatsınlar. Sadece protokolen bir tören değil biz bu yıl farklı bir yol seçtik. Hepsi birbirinden değerli silah arkadaşları, şehitlerimiz, için, 10 Kasım dolayısıyla 22 ilde 22 camide mevlit okutulacak. (Neden bu kadar il diyebilirsiniz, gücümüz bu kadarına yettiği için) Ruhları şad edilecektir. Yine 8–9–10 Kasım tarihleri arasında adana, Mersin, Hatay, Osmaniye, Kayseri, Niğde, G.Antep, K. Maraş, Nevşehir, Kilis, Urfa, Elazığ, Tunceli, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Kırşehir, Konya, Karaman, Muş, Siirt, Iğdır, Erzincan illerimizde önceden tespit ettiğimiz alanlara 25 bin çam fidesini toprak ile buluşturacağız. Öte yandan 10 Kasım 2009 günü genel merkezimizde Türk dili ve Atatürk Gerçeği konulu konferans gerçekleştirilecektir” denildi.

ÇETKODER İLE İRTİBAT VE YAZIŞMA : cetkoder@gmail.com
| | Yorum (0) :: Bağlantı |
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
5/11/2009 - HERKES HAKSIZ, BAKAN HAKLI (!) |
Herkes HAKSIZ, Bakan HAKLI (!)Birkaç gündür başımıza musallat olan GDO (genetiği değiştirilmiş organizmalar ) ile yatıp kalkıyoruz. Biliyorsunuz Tarım Bakanlığı ilgilileri “Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik” hazırlayıp 26 Ekim’de de resmi gazetede yayınlayarak yürürlüğe koydular. Yönetmelik bir insanlık düşmanı… Yaşam düşmanı. Fıttırmamak elde değil. Ama Bizim Tarım Bakanı MEHDİ EKER, yok efendim bu iş şow’a dönüştürülüyormuş, konuşanlar işi abartıyormuş, maksatlı ve gayeli konuşuyorlarmış, işe su katıyorlarmış, kendilerinin yaptığı doğru imiş, yanlış bir iş yokmuş, kesinlikle GDO lu ürünler ülkemizde tüketilmeyecek miş, miş, mış… Ya Hacı fış fış, hacı fış fış… Şimdi sn. Bakan, O başında bulunduğun TARIM teşkilatını sizden öncede yönetenler oldu. Sizler geldiniz gittiniz ( yani bakanlar – iktidarlar) ama orada görev yapan bürokrasi aynı kaldı. Ufak tefek değişimler hariç. Sizi yanıltmadıklarından emin misiniz? Bu yönetmeliği oturup tek başınıza siz mi hazırladınız? Niye bu kadar eminsiniz? Yarın uygulamada hep birlikte göreceğiz. Bu kadar insan, bu kadar kurum kuruluş ayağa kalkmış ses veriyor. Olmaz diyor. Olamaz diyor. Yanlış diyor. Hatalı diyor. Eksik diyor. Diyor da, diyor… Niçin bunlara kulak tıkıyorsunuz? Eleştiriye niye kapalısınız? Paylaşacağız bilgimizi, bölüşeceğiz bilgimizi, tartışacağız, doğrusunu bulacağız. Niye kapalısınız bu tartışmalara, fikir bölüşümüne, bilgi bölüşümüne? Olmadı. Olmaz da… Bakın size burada bir liste vereceğim. Bu listenin en başına iki Profesör koyacağım. Prof. Dr. Tayfun ÖZKAYA, Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI… İkisi de daha yönetmelik çıkmadan uyaran yazılar yazıp beyanatlar verdiler. Ardından, Siz yönetmeliği çıkardınız. Çıkan yönetmeliğe de öncelikle tepki verdiler. Bunun ardına benim başında bulunduğum ÇETKODER tepki verdi ve yönetmeliği dava edeceğimizi açıkladık. Çok geçmedi, basın yayın organlarında, kamuoyunda çok ciddi olarak tanıdığımız köşe yazarları konuyu gündeme taşıdı. Dün ise GDO’ya hayır platformu basın açıklama yaptı. Belki bu platformdan haberiniz yoktur diye size bu platformun bileşenlerini aktarmak istiyorum. Bakın bunlar kimler? 1-TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası 2. -TMMOB Çevre Mühendisleri Odası 3.-TMMOB Peyzaj Mimarlari Odasi 4.-TMMOB Mimarlar Odasi 5.-TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Marmara Bölge Şubesi 6. TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Ege Bölge Şubesi 7. -TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şubesi 8. -TMMOB Makine Mühendisleri Odası Bursa Şubesi 9. -Türk Tabipleri Birliği 10.-Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) 11. -Tüketici Örgütleri Federasyonu (TÖF) 12. -Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) 13.-Tüketici Hakları Derneği 14 -Tüketici Bilincini Geliştirme Derneği 15.-Çiftçi-SEN 16.-Ekoloji Kollektifi 17. -Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOGADER) 18.-EKODER 19. -KESK Tarım Orkam-sen 20. -Nilüfer Yerel Gündem 21 21. -Gemlik Yaşam Atölyesi Derneği 22. -İçanadolu Çevre Platformu (İÇAÇEP) 23. -Marmara Çevre Platformu (MARÇEP) 24. -Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) 25. -Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi 26. -Gürsel Tonbul Çiftlik İşletmeleri 27. -İmece Evi İmece Ekoköyü Dogal Yasam ve Ekolojik Çözümler Derneği 28. -Imece Ekoköyü Kooperatif Girişimi 29. -Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği 30. -Muratpaşa Dostları Derneği 31. -Konyaaltı Dostları Derneği 32. -Kibele Ekolojik Yaşam Kooperatifi 33. -PDA Pembe Domates Ağı 34. -Akçaeniş Köyü Çevre Kültür Kalkınma ve Dayanışma Derneği 35. -Kirazlı Ekolojik Yaşam Derneği 36. -Bornova Sivil Toplum Platformu (BORPLAT) 37. -Greenpeace Türkiye 38. -Sinop Çevre Dostları Derneği 39. -Doğu Akdeniz Çevre Bileşenleri 40. -Yeni İnsan Yayınevi 41. -Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği 42. -Slowfood Yağmur Böreği Birliği 43. -Slowfood Fikir sahibi Damaklar Birliği 44. -Slow Food Gençlik Gida Hareketi 45. -Slow Food Ankara Birliği 46. -Slow Food Kars Birligi 47. -Boğatepe Çevre Yaşam Derneği 48. -Aromaterapi Derneği (AROMADER) 49. -Pratisyen Hekimlik Derneği 50. -Yeşil ve Sol Çalışma Grubu 51. -Mutfak Dostlari Dernegi 52. -Batı Akdeniz Çevre Platformu (BAÇEP) 53. -Gümüş Çevre Derneği 54. -Jade Çiftliği 55. -Yarımada Çevre Platformu 56. -Balıklıova Çevre Hareketi 57. -Gerence Körfezi Sivil İnisiyatifi 58. -Silivri Çevre Derneği 59. -Bursa Eczacı Odası 60. -Bursa Tüketiciler Derneği 61. -Bursa Sivil Toplum Derneği (Sivilay) 62. -Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO) 63. -İstanbul ODTÜ Mezunlar Derneği 64. -TEMA İzmir Temsilciliği 65. –Nükleer Tehlikeye Karşı Barış ve Çevre İçin Sağlıkçılar Derneği 66. -Cumhuriyet Kadınları Derneği 67. –Yeşiller Tarım Çalışma Grubu 68. -Nilüfer Belediyesi 69. –TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şubesi 70. –TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi 71. -Zirve Dağcılık Bursa Şubesi Bu arkadaşlar unutmuşlar ama bende kendimi buna ilave etmek istiyorum. Hem şahsım, Hem ÇETKODER olarak bizi de ilave edin şimdi. Ayrıca Yukarıda adını verdiğim Hocaları da unutmayın. Benim için çok önemli. Çünkü onların vatana ve millete sevdasını ben çok iyi biliyorum. Ayrıca daha başkaca toplumda çok kişiler ve kuruluşlar bu işe karşı. Bakmayın siz, millet toplu olarak belki ses veremiyor yukarıdaki arkadaşlar gibi. Ama herkes her şeyin farkında… Neyse… Sn. Bakan MEHDİ EKER Bey, Şimdi size göre bu yukarıda adı geçen akademisyenler, kişi, kuruluş, sivil toplum örgütlerinin hepsi lağa lugacı, polemikçi, şowmen, laf salatası yapan, her işe su katan, eleştiriden başkaca bir şey bilmeyen, işe siyaset katan, vırt zırt konuşan kişiler, HAKSIZLAR…. Bir tek siz HAKLISINIZ (!) Yapmayın Allah aşkına… Güldürmeyin… Gerçi gülelim mi, ağlayalım mı halimize, onu da pek bilemiyorum. Ama üzüldüğümü ifade etmek isterim. Yanlış yoldasınız Sn. Bakan MEHDİ EKER.. Bu kadar insan, hoca, dernek, çevreci, sağlıkçı, sendikacı, tüketici, kurum kuruluş boşuna bağırmıyor ses vermiyor. Üstüne üstlük bu husus da yazı yazan yılların köşe yazarlarını bile dikkate almıyor, gırgır geçiyorsunuz. Israr ve inatla yönetmeliği savunuyor, yanlışta diretiyorsunuz. Sn. Bakan unutmayın ki, o koltuk size baki değil. Bir gün kalkacaksınız. Önemli olan O koltukta iken görevi düzgün yapmak ve millete, devlete faydalı olmak ise lütfen yukarıda adı geçenleri dinleyin. En azından kanaat önderi durumunda olan hocalar, dernek başkanları gibi kardeşlerimizi çağırıp fikir alın. Ne var bunda? Siz bu devletin ve milletin BAKANISINIZ DA, onlar Rusya, ABD, Ab ülkelerinden mi gelip savaş açtılar size? Ortada bir savaş mı var yani? Ayıp denen bir olaydır bu. Hepimiz vatanımız, milletimiz, devletimiz için seve seve canımızı vermeye hazırız. Ne siz bizden milliyetçi ve vatanperver olabilirsiniz ne biz sizden… Bunları sorgulamak yerine, çıkardığınız yönetmeliği sorgulamak, yanlışı bulup düzeltmek ve insan sağlığını öne çıkarmak daha doğru bir iş olacaktır. Birbirimize kızmayalım. Öfke kusmayalım. Dinleyelim, anlayalım, bölüşelim, tartışalım ve bu millet için doğru olanı, iyi olanı devlet – millet el ele hep birlikte yapalım. Çıkış ve uzlaşı yollarını kapamıyalım. Ben yaptım oldu diyorsanız, olmadı Sn. Bakan! Hem de hiç olmadı… İnsanların en kutsal hakkı YAŞAM HAKKIDIR. Bizlerin, toplumun yaşam hakkını elinden alma hak ve hürriyetini kimse size vermiyor. Vermedi, veremez de… Vekil olabilirsiniz, seçilmiş oraya gelmiş olabilirsiniz, ama sizi oraya bu millet seçti ve vekâleti de o millet verdi. Kötüye kullanmak yâda istediğin gibi kullanmak hürriyetini size vermedi. Bunu unutmayın. O vekâleti veren bir gün gelir almayı da bilir. Dünden bu güne son 30 yılda hep birlikte yaşadık gördük. Kimler geldi kimler geçti… Tekrar ediyorum, birbirimizi kırmayalım, incitmeyelim, üzmeyelim, küsmeyelim, tartışalım, fikirleri bölüşelim, paylaşalım ve doğru olanı el birliği ile yapalım. Ne demişler? “Kimler geldi kimler geçti FELEKTEN, Un elerken Deve geçti ELEKTEN” Bilmem anlatabildim mi? En derin saygı ve sevgilerimle. Bugünlük bu kadar… MUSTAFA GÖKTAŞ İKTİSATÇI ÇEVRE VE TÜKETİCİ HAKLARINI KORUMA DERNEĞİ (ÇETKODER) GENEL BAŞKANI 0. 532. 282 29 91 mustafagoktas006@gmail.com |
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
4/11/2009 - ÇETKODER GDO YÖNETMELİĞİNE DAVA AÇIYOR |
Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, 26 Ekim Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren "Gıda ve yem amaçlı genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerin ithalatı, işlenmesi, ihracatı, kontrol ve denetimine dair yönetmelik" ile ilgili iptal davası açacaklarını bildirdi.
Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, 26 Ekim 2009 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren ve kamuoyunun çok tepkisini çeken “Gıda ve yem amaçlı genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerin ithalatı, işlenmesi, ihracatı, kontrol ve denetimine dair yönetmelik” i dava ediyor. “Böyle ucube bir yönetmelik mi olur?” Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, Halkın çoğunluğunun bu yönetmeliğin ne dediğini, ne içerdiğini ve başına ne getireceğini bilmeden hayatını devam ettirdiğini, bilenlerin ise suskunluk içinde kalmalarını hayretle ve ibretle izlediklerinin altını çizerek çok sert tepki koydu ve ZMO Başkanı Gökhan Günaydın’ın Çiğ süt üreticileri birliğinin, Prof. Dr. Tayfun özkaya’nın sesini duymazdan gelenler bu işin hesabını çok zor verecekler dedi… Göktaş, “öncelikle kamuoyuna yansıyan iki önemli haber ve açıklamayı sunmak istiyorum. Birincisi Ege Üniversitesi öğretim görevlisi Sn. Prof. Dr. Tayfun Özkaya’ya ait. İkincisi TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın’ın basın açıklaması haberi. Üçüncüsü Yine Ege Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı’ya ait köşe yazısı. Lütfen, bu üç önemli görevde bulunan insanın seslenişlerini dikkatle okuyun” dedi. 1.NCİ AÇIKLAMA, SN. PROF. DR. TAYFUN ÖZKAYA’YA AİT OLUP YAYINLANDIĞI LİNK’DE YAZININ EN ALTINDA MEVCUT; Prof. Dr. Tayfun Özkaya / tayfun.ozkaya@ege.edu.tr HOCANIN YAZISI BU, YAYINLANDIĞI LİNK ŞU: http://www.haberanaliz.net/detay.asp?hid=52877
2. AÇIKLAMA VE BASIN HUZURUNDA YAPILMIŞ OLAN İSE Sn. ZMO BAŞKANI GÖKHAN GÜNAYDIN’A AİT. İŞTE O ANADOLU AJANS TARAFINDAN VERİLEN VE DEĞİŞİK GAZETE İNTERNET ORTAMINDA YER ALAN AÇIKLAMASI:
3.Cü AÇIKLAMA VE KÖŞE YAZISI. PROF. DR. MUSTAFA KAYMAKÇI’YA AİT. İŞTE O YAZISI;
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI mustafa.kaymakci@ege.edu.tr http://www.haberanaliz.net/detay.asp?hid=53182
DAVA AÇACAĞIZ, HEM DE ÇOK YÖNLÜ…. Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, “Bizler gerek Tayfun Özkaya hocanın, gerekse Mustafa Kaymakçı hocamızın yazısı ve açıklamasını okuduktan sonra ve gerekse ZMO başkanı Gökhan bey’in yaptığı önemli açıklamanın içeriğini inceledikten sonra ve ayrıca Kamuoyunda birçok kurum ve kuruluş ile üreticiden yönetmelik için aldığımız tepkileri de ekleyerek en ince detaylarına kadar hazırlık yapıyoruz. Birincisi bu yönetmeliğin iptali için dava açacağız. İkincisi ise, bu kadar açıklama ve tepki oluşmasına rağmen bu yönetmeliği hazırlayan ve arz edenlerin halen değiştirmek için bir çaba içine girmemeleri nedeniyle, halkın sağlığını hiçe saymak gibi bir eylemin içine girmiş olmalarından ve ayrıca uyarılmalarına rağmen tedbir almalarından, gerekli önlemleri alarak yönetmelikteki sakıncalı maddeleri ve sakıncalar doğuracak maddeleri düzeltmemelerinden dolayı haklarında, görevi ihmal, görevi kötüye kullanmak, emniyeti suistimal gibi değişik suçlamalar ile TCK uyarınca işlem yapılması için cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunacağımızı bilmelerini istiyorum. Kendilerini bir kez de bizler uyarıyoruz. Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) halkın sağlığını ve halk sağlığını en önemli yaşamsal hak olduğunun altını böylelikle bir kere daha çizer” dedi. |
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
21/10/2009 - ÇETKODER 2008 YILI ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU |
ÇETKODER genel Merkezinden yapılan açıklamada;
“Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) olarak Geleneksel bir şekilde yapacağımızı duyurduğ umuz ve 2008 yılında 2007 yılı için ilkini yaptığımız "çevre ve tüketici" ödülleri için 2009 yılı Ocak ayında duyuru yaparak 2008 yılının ödüllerini dağıtacağımızı bildirmiştik. “ÇETKODER 2008 Yılı Ödülleri sahiplerini buldu” Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Geleneksel olarak yaptığı ve geçen yıl ilkini verdiği ÖDÜLLENDİRMELERDE BU YIL İKİNCİSİNİ VERDİ. “Vatandaşlarda çevre bilincinin oluşması, duyarlı çevre duyarlı insan çalışmalarımızın içinde ayrıca sağlıklı tüketici bilincinin gelişmesi çalışmalarımızın içinde; Doğaya, çevreye, insan ve hayvan hayatına katkısı, emeği, çabası, çalışması olanlara, yine Sağlıklı tüketici bilincinin gelişmesi ve tüketicilerin hak ve hukuklarının aranması, tüketiciye saygılı mal ve üretim yapanlar, hijyene uyanlar, dürüst satıcılar, tüketici ve rekabetin korunması ile ilgili çalışma yapanlar, tüketici hakları için gayret sarf edenler, çalışması, faaliyeti, yazısı, kitabı, film, belgesel, eseri, radyo tv programı, panel, seminer, araştırma çalışması, olanlara değişik alanlarda, takdir edici, teşekkür edici, özendirici, kalıcı ödüller yapılan duyurudan sonra bize gelen ileti ve müracaatlar da çalışmalar ve eserler değerlendirilerek verilmiştir. Sivil Toplum Kuruluşları, Demokratik Kitle kuruluşları, Özel kurum ve kuruluşlar, girişimci kuruluşlar, resmi kurum ve kuruluşlar, vatandaş, mesleki oda başkanlıkları ve mensupları, Devletin her kademesindeki memur, idareciler, Gazeteciler, Köşe yazarları, Gazete sahipleri, Siyasi parti ayrımı yapmaksızın mensupları, belediye başkan ve meclis üyeleri, il genel meclis üyeleri, muhtarlar, okul müdürleri gibi herkesin ve her kesimin katılım yaptığı ödüllendirme çalışmamızda Şahıs, yâda kurum, kuruluş, tüzel kişi olarak ödüllendirmeler yapılmıştır… Tekraren hatırlatarak ve bilgilendirerek belirtiyoruz ki, iş bu ödüller, 01.01.2008- 31.12.2008 tarihleri arasında yapılan icraat, iş, eser, çalışmalar ve hizmetleri nedeniyle ilgililerine verilmiştir. ÇETKODER olarak bu ödüllendirmelerimizin amacı geniş halk kitlelerine durumu aktarmak. Duyarlı insan duyarlı çevre bilincinin oluşumunu sağlamak, Duyarlı insan Duyarlı Tüketici sayısını arttırmak, Doğaya, insanlığa, Yaşama hizmet sunmak ve bu uğurda mücadele edenlerin sayısının artmasını sağlamaktır. Bu gaye ile bize müracaat edenlerin dışında etmeyenler de bulunmaktadır. Bilmemiş, duymamış, haberdar olmamıştır düşüncesiyle bizde kurduğumuz bölgesel ekiplerimizle bu gayeye uygun çalışan, çaba sarf edenleri tespit edebildiklerimizi ayrıca ödüllendirdik. Bu yüzden, ‘ya haberim yoktu ama bana ödül vermişler’ gibi bir fikre kapılmayınız. Sizin bizim ödülden haberiniz olmayabilir ama bizim sizin yaptığınız çalışmalardan haberimiz var. O çalışmalarınızın devamını arzuladığımız için bu ödülleri hak ettiniz. Bizler sizlerin yapmış olduğu çalışmaları basından, medyadan, internetten takip ederek bu ödüllendirmeyi yaptık. Şaşırmayın. Ancak çoğunun adresini bilmiyoruz. Bu nedenle ödüllerinizi gönderemedik. Bu arada adını ve kendisini burada gören bize mail atarak adresini belirtsin. Ödülünü adresine gönderelim. Öte yandan yetişebildiğimiz ölçüde mütevazı törenler ile bölge bölge ödül törenleri ile de sizlerle beraber olacağız. Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Geleneksel olarak yaptığı ve ilkini verdiği birinci “çevre ve tüketici” ödülleri sahiplerini buldu. “Daha iyi bir çevre ve yaşam tüm insanların en doğal hakkıdır” YURT GENELİ 64 BİN 3 YÜZ 58 BAŞVURU Derneğimize yurt geneli 64 bin 3 yüz 58 başvuru oldu. Bu başvuruları değerlendirmeye alan Dernek Genel Merkezimiz “çevre ve tüketici” ödüllerini bu başvuru içinden hak kazananlara dağıtmaya başladı. Bu arada Bu başvurulardan hiçbir kimse göz ardı edilmemiştir. Çünkü Herkes kendince çevre ve tüketiciye katkı ve emek sunmak için bir gayret sarf etmiş ve bunun çabasını harcamıştır. 64 bin 3 yüz 58 kişiye ödül belgeleri önümüzdeki günler posta ve kurye ile ulaştırılacaktır” DENDİ.
ÖDÜLLENDİRMENİN TAM LİSTESİ www.haberanaliz.net de..... AŞAĞIDAKİ LİNKİ TAKLIYAN http://www.haberanaliz.net/detay.asp?hid=52420
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
19/10/2009 - ACABA MİLLETİMİZ, YEDİĞİ İÇTİĞİ HANGİ ŞEYE DİKKAT EDİYOR? |
ACABA MİLLETİMİZ, YEDİĞİ İÇTİĞİ HANGİ ŞEYE DİKKAT EDİYOR? | Türkiye’de en ucuz şey halen yaşam! Evet, inanın bu böyle. Yaşam hakkı herkesin en tabi hakkı ama yaşayabilirsen… Yaşamımızı devam ettirmek için yediğimiz içtiğimiz her şeyde hormon, katkı maddesi, genetiği ile oynama, kimyasal ilaç kalıntısı mevcut. Durumdan haberdarsak da yiyoruz değilsek te, bir tuhaf toplum olduk. Bu ülkede en ucuz şey insan sağlığı. Umurunda değil kimsenin. Abuk subuk yönetmelik ve çalışma şekilleri ile günümüz öldürülüyor.
Ben bugün tükettiğimiz gıdalar üzerinde durmak istiyorum. SÜT MÜ İÇİYORUZ, YOKSA BAKTERİ Mİ? Bakın açıkça söylüyorum, ehil ellerde yapılmayan süt ticareti, bizlerin sağlığı ile oynuyor. Bu işler basit işler değil. Süt’ün üretimi de, tüketimi de önemli. Bir defa süt hayatımız için çok önemli. Anne sütünden başlıyor, yaşamın her alanında bize çok faydalı bir gıda maddesi. Ama bununda cılkını çıkardık. Anlayan anlamayan ben süt üreticisiyim der bu işi yaparsa olur mu? Vergi kaydı olmayan, bu işle ilgili alt yapısı olmayan ve merdiven altı olarak bilinen yerlerde süt üretimi yapılırsa düşündünüz mü hiç siz süt yerine ne içiyorsunuz? Söyleyeyim. Bakteri… Ayrıca işin hilesine hurdasına kaçanlarda var. Her yerde olduğu gibi… Hayvanlara veriyorlar antibiyotiği ilacı. Dayıyorlar suni yemi. Sonra? Sonrası malum. İlaç kalıntılı süt ve süt ürünleri… Yapılan denetimlerde ilaç kalıntısı, bakteri hat safhada çıkıyor. Tabi denetim arada bir. Çünkü devletin denetim elemanı sıkıntısı var. Bir bakıyorsunuz Aflotoksin, okratoksin kalıntıları çıkıyor. Ülkemizdeki 12- 13 milyon ton süt üretimine karşın 3–4 milyon tonun mikrobiyolojik kriterlere uygun olduğu bilinmekte. Böyle oluncada Hayati önemi olan SÜT’teki bu olumsuzluklar süt ürünü dediğimiz peynire de yansıyor. Bir bakıyorsunuz Peynirde salmonella spp virüsü çıkıyor. Yâda staphylococcus aureus virüsü veya escherichia coli virüsü çıkıyor. Tabi yakalarsanız. Denetim sık sık yapılırsa bulursunuz. Yoksa paşa paşa içiyor ve yemeye devam ediyoruz. Ne yediğimizi, içtiğimizi bilmeden… HAZIR YEMEK SEKTÖRÜNDEKİ CİNLİKLER Gıdalarda en çok olumsuzluk hazır yemek sektöründe yaşanmakta… Kırmızı et tüketimi, tavuk eti tüketimi, balık eti tüketiminde elli çeşit hileye başvurulduğu bilinen sektörde, çok ciddi tedbir ve denetimin yapılması lazım. Tarım Bakanlığı ve ilgili birimler yılda bir ya da iki kez yaptığı denetimle bu işlerin üstesinden gelemiyor. Kokmuş tavuğu hipoya yatırıp yediren mi dersiniz, at, eşek, köpek, kedi eti yediren mi? Bunların hepsi merdiven altı tabir ettiğimiz ve kayıt kürek içinde olmayan kaçak çalışanlarca yapılıyor. Hazır yemekte kullanılan sebzelerde de ayrıca meyvelerde de ilaç kalıntıları bol miktarda ortaya çıkıyor. Eğer marka, TSE, İSO, HACCP gibi belgelere sahip bir iş yeri değilse zaten ne yediğinizi gerçekten bilmiyorsunuzdur. Dikkat edin çok ucuza kıyma verenler var. Mümkün değil. Ama oluyor. İçine de her haltı koyuyorlar. Yakalanırsa tamam, ya yakalanmaz ise? Afiyetle yiyoruz. İnanın sağlığımızla oynanıyor. Ve yeterli denetim yapılmıyor. Bakınız ucuz köfte diye köfte satıyorlar. İncelediğinizde içinde genetikleri ile oynanmış soya çıkıyor. Soyadan kıyma yapıp adam köfte diye yutturuyor. Çok ucuz dönerler var. İçinde ise neler var neler. Tavuğun derisi, hindinin gerisi, hayvanın bağırsak ve sakatatı… İnanın böyle. Yoksa onu ucuza vermesi mümkün mü? Bakın ekmek arası döner, tantuni, kebap 1,5 liraya, 2,5 liraya, 3 liraya nasıl verilir size soruyorum? Bu iş bu kadar basit mi? Yada üç kap tabldot yemek 2 liraya, 3 liraya, 4-5 -6 liraya nasıl verilir size soruyorum? Devletin tüm kurum ve kuruluşlarındaki YEMEK İHALELERİNİ elden geçirin. Kaç liradan yemek alınıyor bakın. Eğer üç kap tbldot dediğimiz yamak 7 ile 10 lira arasında ve yukarısında ise sözümü geri aldım. Yok, 1,5 ile 4 lira arasında giden gelen fiyatla o yemekler alınıyorsa, o işte mutlaka bir iş var. Ya etten, ya sütten, yoğurttan, ekmekten, tavuktan çalacak, ya da her gün bulgur cacık verecek.. Mümkün mü onun para kazanması. Kazanıyorum diyorsa kesin hile var, çalma var. Onu idare idare etmesin, şartnameler eksiksiz uygulansın mümkün değil kazanması, iki gün sonra gümler. Ama idarede art niyet var ise, içerdeki ile dışarıdaki kafa kafaya verir, iyi yerler (!) Onlar yerde, o hizmeti alan o yemeği tüketenlerde artık neyi yer siz karar verin! Önlem beyler önlem! Yazık bu millete… EKMEKTEKİ BEYAZLATICI HAYATIMIZI KARARTIYOR Gidiyorsunuz fırına ekmek alacaksınız. Bembeyaz bir ekmek… Ne kadar güzel diyorsunuz. Oysa hayatınızı yok ediyorsunuz. İçinde beyazlatıcı olarak bilinen Benzoil peroksit veya potasyum bromat denilen beyazlatıcı katkı maddesi var. Siz bunu bilmiyorsunuz. Tüketiyorsunuz. İkinci, üçüncü kalite unun içine atıyorlar bu maddeleri bembeyaz pırıl pırıl ekmekleri önünüze koyuyorlar. Oysa sağlıklı bir ekmek beyaz değil renginin krem olması gerekir. Kim biliyor, ya da farkında? Ben bunu yıllardır dile getiriyorum. Belki 10 kez toplu olarak eylem yaptım, millet uyansın istedim. Kimin umurunda. İrmik altından ekmek üretiyorlar. Bir yandan haksız rekabet bir yandan sağlığımızla oynuyorlar. Peki, kim denetliyor. Var mı yeterli eleman? Varda biz katkılı beyazlatıcılı ekmeği niye tüketiyoruz? Neden önlenmiyor? İşin garibi alın elinize çakmağı o ekmeği bölün tutun, bakın nasıl yanıyor? İçinizde öyle yanıyor işte. Bizleri, sizleri böyle hastalık sahibi ediyorlar, yaşamımızı çalıyorlar. Hep birbirleri ile bağlı sektörler. İlintililer. Biri hasta ediyor, diğeri tedavi edeceğim diye soyuyor. Yani önce eşeği kaybettiriyorlar üzüyorlar sonra bulup sevindiriyorlar. Yahu zaten eşek bizim eşek. Bu ne hal diyen yok… GIDALARDAKİ TRANS YAĞ, DOYMUŞ YAĞ VE ORANLARI Dünya milletleri, özellikle ABD uyandı ve gıdalardaki yağ oranlarının düşürülmesini istedi. Ayrıca satılan ürünlerin içinde ne kadar yağ var belirtilmesini şart koştu. Hazır yiyeceklerin, özellikle hamburger benzeri ürünlerin içinde miktarından fazla yağ var. Bakın yeni nesil’e.. Hep OBEZ. Niye? Yediğimiz, içtiğimiz her şeyi kontrol edin, bizi nasıl bir tüketim makinesi haline getirdiklerini ve cebimizi soyarken yaşamımızı nasıl kararttıklarını anlayın. AB ülkelerinde yaşayan 500 milyona yakın insanın yaklaşık 20 milyonu obez durumda. Bunun 4 milyonunu ilköğretim çocukları oluşturuyor. Aşırı kilolu çocukların sayısı ise 25 milyonu aşıyor. Bunun sebebi gıda ürünlerindeki doymuş yağ oranlarının fazlalığı, şeker ve tuz’un fazlalığı, Kalorisinin ayarlanmaması. Abartılması. Kısacası sağlıklı yaşamı elimizden alıyorlar. Doymuş yağ kolesterol yapıyor, kalp hastalıklarını arttırıyor. Şişmanlık yapıyor. Tansiyonu arttırıyor. Kızartma ömrünü uzatacağız diye trans yağ meydana getirenler bunu mısırözü yağı, ayçiçeği yağına, zeytinyağı gibi sebze yağlarını hidrojenasyon denen bir işlemden geçirip bize sunuyorlar. Yani moleküler yapısına hidrojen ekleyip margarine dönüştürüp raf ömrünü uzatıyorlar. Elde ettikleri bu yağla da kızartma ömrünü uzatıyorlar. Yani aynı yağla 10–20 kez kızartıp önünüze yiyeceği koyuyorlar. İşte fast food ların çoğu bunu tercih ediyor. Al başına belayı.. Yine diyorum, denetim yok, denetim yok, işi takip eden yok. Yeterli eleman yok.
Değerli insanlarımız, Son 30 yıl içinde üreten değil tüketen bir toplum olduk. Hem de çılgınca. Neyi neden ve niçin tüketiyoruz onu da düşünmeden, bilmeden yapıyoruz. TV ekranlarında, gazete sayfalarında, şehirlerdeki devasa reklâm panolarında aldatıcı ve hileli reklâmlar, hep tüketime yönelik. Üretimde bir gelişme yok ama tüketimde baş döndürücü gelişmeler var. Teknikler ve alışkanlıklar değişiyor. Gerçek ihtiyaçlarımızın karşılanması yerine çılgın bir tüketim anlayışı bizi sarıyor. Marketler ve alış veriş mekânları, alış veriş listeleri ile gidilen yerler olmaktan çıkmış vaziyette. Sundukları restoran, kafeterya, çocuk parkları, eğlence merkezleri, ailece gidilen gezme yeri ve çekim merkezi haline gelmiş. Özellikle çalışan insanlar alış verişten ziyade günün stresini atayım diye bu merkezlere dalıyor ve dolaşırken birçok şey alıp çıkıyor. Tamamen tüketime yönelik bilinçli tuzaklar bunlar. Dikkatli olmak durumundayız. Aldığımız her şeyi, neden ve niçin alıyoruz düşünmeliyiz. Ayrıca mutlaka üretim tarihini, son kullanım tarihini ve içindeki katkı maddelerini, oluşumunu incelemeliyiz. Resmen cebimizi soyuyorlar ve sağlığımızla da bilinçli olarak oynuyorlar. Onların tek derdi para kazanmak. Sizin sağlığınız değil. Sağlığınızı korumak da önce size kalmış. Siz ilgilenmiyorsanız, yetkili diye sandığınız kurum ve kuruluşların elinde yeterli denetim elemanı olmadığı için açıktasınız. Vicdan ve merhamete kaldıysakta yanmışız. İşte yaşadığımız ortam. Artan hastalıklar ve dolaşan obezler… Bu günlük bu kadar... Devam edecek. Saygılar.
MUSTAFA GÖKTAŞ ÇEVRE VE TÜKETİCİ HAKLARINI KORUMA DERNEĞİ (ÇETKODER) GENEL BAŞKANI |
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
|
Hakkımda
HABER, BİLGİ, PAYLAŞIM, YORUM, MAKALE, DUYURU
Kategoriler
Arkadaşlarım
• Blogcu Yardım
|